Kurtuluş Babalıoğlu
Türkiye, son yıllarda eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarıyla toplumsal ruhunun en hassas yerinden, yani evlatlarının güvenliğinden sarsıldı.
Şanlıurfa Siverek’te başlayıp Kahramanmaraş’ta bir katliama dönüşen son saldırılar, meselenin sadece bir güvenlik zafiyeti olmadığını; toplumsal bir çürümenin ve kontrolsüz bireysel silahlanmanın, yetersiz ve eksik eğitimin acı bir sonucu olduğunu göstermektedir.
Eğitim sistemimizin bir "yap-boz" oyununa dönüştüğü bu dönemde, okullarımız ne yazık ki uzak ülkelerde izlediğimiz katliam sahnelerinin asıl mekanı haline geldi.
Dijital dünyada yapay zekayı ve geleceği konuşurken, gerçek dünyada çocuklarımız öfke nöbetleri ve barut kokusuyla yüzleşiyor.
Son 3 yılda basına yansıyanlar
Son üç yılda okullarımızda yaşanan ve "nerede hata yaptık?" sorusunu sormak için çok geç kaldığımızı gösteren olaylar sinsilesi şöyle:
Ve son iki olaya gelindiğinde;
Bu olaylar, sadece birer "asayiş vakası" değil, güzel yarınlar için büyüttüğümüz umudun kalbinden vurulması ve geleceğimizin avuçlarımızdan uçup gitmesidir.
Çocukların babalarının silahlarına bu denli kolay erişmesi ve bu silahları okullarda kullanması, toplumsal bir infialdir.
Eğitimciler ve veliler, okulların artık güvenli limanlar olmamasından dolayı büyük bir korku ve panik içindedir.
Çözüm İçin Atılması Gereken Adımlar
Bundan sonra benzer acıların yaşanmaması için radikal kararlar alınması zorunludur:
Bireysel Silahlanmaya Sıkı Denetim:
Evlerdeki silahlara çocukların erişimi engellenmeli, ruhsatsız silahlanma ve denetimsiz silah satışı konusunda en ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.
Şiddet Dolu Bilgisayar Oyunlarına Dur:
Bireysel ya da toplu olarak oynanan, silah kullanımıyla ve sürekli ve seri şekilde öldürme refleksi kazandıran oyunların denetim ve kontrol altına alınması, mümkünse çocukların bu tür oyunlara ulaşımının engellenmesi şarttır.
Okul Güvenliği ve Altyapı:
Okullar, sadece fiziksel engellerle değil, profesyonel güvenlik birimleri ve teknolojik izleme sistemleriyle korunmalıdır.
Psikolojik Destek ve Rehberlik:
Öğrencilerin yaşadığı öfke nöbetlerini ve psikolojik sorunları erkenden tespit edecek "Eğitim Psikolojisi" birimleri aktif hale getirilmelidir.
Caydırıcı Mevzuat:
Öğretmenlere ve eğitim kurumlarına yönelik her türlü saldırı, "kamu hizmetini engelleme" ve "cana kasten saldırı" kapsamında en üst sınırdan cezalandırılmalıdır.
Sosyal Uyum:
Eğitim sistemi, sadece sınav odaklı olmaktan çıkarılmalı; çocuklara öfke kontrolü, empati ve şiddetsiz iletişim becerileri kazandırılmalıdır.
Okullarımızda barut kokusu ve silah sesleri değil, yeniden kitap kokusu ve çocuk seslerinin yankılanması için acil önlemler alınmalı, toplum olarak bu çürümeye karşı birlikte mücadele vermeliyiz.
Bu yaşananları münferit bir olay olarak göremeyiz. Yok olan sadece kontrolden çıkmış evlatlarımız değil. Gerçek anlamda yarınlarımızın çöküşüdür.