Kurtuluş Babalıoğlu
  17-04-2026 11:18:00

Okullarımızda Barut Kokusu

Türkiye, son yıllarda eğitim kurumlarında artan şiddet olaylarıyla toplumsal ruhunun en hassas yerinden, yani evlatlarının güvenliğinden sarsıldı.

Şanlıurfa Siverek’te başlayıp Kahramanmaraş’ta bir katliama dönüşen son saldırılar, meselenin sadece bir güvenlik zafiyeti olmadığını; toplumsal bir çürümenin ve kontrolsüz bireysel silahlanmanın, yetersiz ve eksik eğitimin acı bir sonucu olduğunu göstermektedir.

Eğitim sistemimizin bir "yap-boz" oyununa dönüştüğü bu dönemde, okullarımız ne yazık ki uzak ülkelerde izlediğimiz katliam sahnelerinin asıl mekanı haline geldi.

Dijital dünyada yapay zekayı ve geleceği konuşurken, gerçek dünyada çocuklarımız öfke nöbetleri ve barut kokusuyla yüzleşiyor.

Son 3 yılda basına yansıyanlar

Son üç yılda okullarımızda yaşanan ve "nerede hata yaptık?" sorusunu sormak için çok geç kaldığımızı gösteren olaylar sinsilesi şöyle:

  • 15 Ocak 2024 (İzmir - Karşıyaka): 8. sınıf öğrencisi, kendisini uyaran öğretmenine zincirle saldırarak şiddetin dozunu gözler önüne serdi.
  • 12 Mart 2024 (Kayseri - Melikgazi): Mustafa Eminoğlu Anadolu Lisesi’nde bir veli yakını, disiplin işlemi yapan idareciyi odasında darp etti.
  • 18 Nisan 2024 (Kocaeli - Gebze): Atatürk Anadolu Lisesi'nde 11. sınıf öğrencisi, tartıştığı öğretmenine bıçakla saldırdı; öğretmen ağır yaralandı.
  • 7 Mayıs 2024 (İstanbul - Eyüpsultan): Özel Final Akademi Lisesi’nde eski öğrenci Y.K., okul müdürü İbrahim Oktugan’ı tabancayla vurarak katletti.
  • 22 Mart 2025 (Adana - Seyhan): Dışarıdan giren kimliği belirsiz kişiler, nöbetçi öğretmeni bahçede bıçakladı.
  • 10 Haziran 2025 (Ankara - Çankaya): Okuldan atılan bir öğrenci, müdür yardımcısının odasına molotof kokteyli attı. Şans eseri can kaybı yaşanmadı.
  • 15 Eylül 2025 (Bursa - Osmangazi): Okulun ilk gününde "yan bakma" kavgası nedeniyle bir 10. sınıf öğrencisi bahçede bıçaklanarak hayatını kaybetti.
  • 24 Ekim 2025 (Kocaeli - Darıca): Ressam Osman Hamdi Bey Ortaokulu’nda bir veli ve yakınları, öğretmen Murat Ş.’yi sınıfın içinde darp etti.
  • 23 Aralık 2025 (Mersin - Anamur): Rüştü Kazım Yücelen Ortaokulu’nda 12 yaşındaki bir çocuk, okul müdürü Ender Kara’yı tüfekle vurarak ağır yaraladı.
  • 12 Ocak 2026 (Ankara - Mamak): Bir veli, not tartışması nedeniyle öğretmeni öğrencilerin gözü önünde ağır şekilde darp etti.
  • 18 Şubat 2026 (İzmir - Konak): Okul çıkışında çıkan silahlı çatışmada bir öğrenci hayatını kaybetti, ikisi ağır yaralandı.
  • 2 Mart 2026 (İstanbul - Çekmeköy): Taşdelen Borsa İstanbul MTAL’de öğretmen Fatma Nur Çelik, bir öğrencisi tarafından sınıfta bıçaklanarak öldürüldü.

Ve son iki olaya gelindiğinde;

  • 14 Nisan 2026 (Şanlıurfa - Siverek): Ahmet Koyuncu MTAL'de eski öğrenci Ö.K., pompalı tüfekle rastgele ateş açarak 16 kişiyi yaraladı ve ardından intihar etti.
  • 15 Nisan 2026 (Kahramanmaraş - Onikişubat): Ayser Çalık Ortaokulu’nda 8. sınıf öğrencisi İsa Aras Mersinli, babasının silahlarıyla iki sınıfı taradı. Olayda 9 kişi (8 öğrenci, 1 öğretmen) hayatını kaybetti; saldırgan ise engellenmek istenirken aldığı yaradan dolayı yaşamını yitirdi.

Bu olaylar, sadece birer "asayiş vakası" değil, güzel yarınlar için büyüttüğümüz umudun kalbinden vurulması ve geleceğimizin avuçlarımızdan uçup gitmesidir.

Çocukların babalarının silahlarına bu denli kolay erişmesi ve bu silahları okullarda kullanması, toplumsal bir infialdir.

Eğitimciler ve veliler, okulların artık güvenli limanlar olmamasından dolayı büyük bir korku ve panik  içindedir.

Çözüm İçin Atılması Gereken Adımlar

Bundan sonra benzer acıların yaşanmaması için radikal kararlar alınması zorunludur:

Bireysel Silahlanmaya Sıkı Denetim:
Evlerdeki silahlara çocukların erişimi engellenmeli, ruhsatsız silahlanma ve denetimsiz silah satışı konusunda en ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır.

Şiddet Dolu Bilgisayar Oyunlarına Dur:
Bireysel ya da toplu olarak oynanan, silah kullanımıyla ve sürekli ve seri şekilde öldürme refleksi kazandıran oyunların denetim ve kontrol altına alınması, mümkünse çocukların bu tür oyunlara ulaşımının engellenmesi şarttır.

Okul Güvenliği ve Altyapı:
Okullar, sadece fiziksel engellerle değil, profesyonel güvenlik birimleri ve teknolojik izleme sistemleriyle korunmalıdır.

Psikolojik Destek ve Rehberlik:
Öğrencilerin yaşadığı öfke nöbetlerini ve psikolojik sorunları erkenden tespit edecek "Eğitim Psikolojisi" birimleri aktif hale getirilmelidir.

Caydırıcı Mevzuat:
Öğretmenlere ve eğitim kurumlarına yönelik her türlü saldırı, "kamu hizmetini engelleme" ve "cana kasten saldırı" kapsamında en üst sınırdan cezalandırılmalıdır.

Sosyal Uyum:
Eğitim sistemi, sadece sınav odaklı olmaktan çıkarılmalı; çocuklara öfke kontrolü, empati ve şiddetsiz iletişim becerileri kazandırılmalıdır.

Okullarımızda barut kokusu ve silah sesleri değil, yeniden kitap kokusu ve çocuk seslerinin yankılanması için acil önlemler alınmalı, toplum olarak bu çürümeye karşı birlikte mücadele vermeliyiz.

Bu yaşananları münferit bir olay olarak göremeyiz. Yok olan sadece kontrolden çıkmış evlatlarımız değil. Gerçek anlamda yarınlarımızın çöküşüdür.

 

  Bu yazı 121 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI