Kemal Cankaya
  28-01-2026 00:32:00

Gerçekten Gazetecilik mi Yapılıyor?

Gerçeğin Üzerine Kimler Basıyor?

Bursa’da Gazeteciliğin Sessiz Çöküşü.

Gazetecilik, sadece yazmak değildir.

Gazetecilik; sormaktır, rahatsız etmektir, gerçeğin üstündeki örtüyü kaldırmaktır.

Bugün geldiğimiz noktada şunu açıkça söylemek zorundayız:

Bu ülkede gazetecilik mesleği ağır bir kimlik krizi yaşıyor.

Çünkü artık iki farklı profil var:

Gazeteci ve medya mensubu.

Gazeteci; sahada olanı olduğu gibi aktaran, kimseden korkmadan yazan, kamu adına konuşandır.

Medya mensubu ise; ilişkiler ağında pozisyon alan, güçle mesafesini koruyamayan, gerektiğinde susan kişidir.

Ve ne yazık ki bu ikinci profil her geçen gün çoğalıyor.

Bir Salonda Gerçekler, Dışarıda Sessizlik

Geçtiğimiz hafta Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Medya Buluşmaları programında, uluslararası ve Ortadoğu uzmanı Hüsnü Mahalli konuktu.

Suriye’den Ortadoğu’ya, küresel dengelerden bölgesel çatışmalara kadar birçok başlıkta, korkusuzca konuştu.

Salonda şunu düşündüm:

Bu gerçekleri kaçımız yazabiliyoruz?

Belediyeler her gün onlarca etkinlik yapıyor.

Aynı saate konulan açılışlar, toplantılar, lansmanlar…

Gazeteciler doğal olarak “hangisine gideceğini” seçiyor.

Ama acı gerçek şu:

Bilgi değeri yüksek programlar, artık ‘önemsiz’ sayılıyor.

Bursa Medyasında Bir Sahne Oyunu

 

Bursa’da kimse kimseyi gerçekten sevmiyor.

Yüz yüze “canım cicim”, arkadan ise hesap kitap, kulis ve pazarlık.

Herkes birbirini överken, kimse kimseyi gerçekten savunmuyor.

Hüsnü Mahalli ne dedi?

“Gazeteci mert olur.

Eğilip bükülmez.

Gazetecilikte duygusallığa yer yoktur.

Gerçekleri yazacaksınız.”

Ve sonra düşündüm…

Her yıl 24 Ocak’ta Uğur Mumcu’yu anıyoruz.

Herkes kürsülerde nutuk atıyor.

Ama asıl soru şu:

Uğur Mumcu’nun gittiği yoldan kaçımız gidiyoruz?

Dün Eleştir, Bugün Öv:

Adı Bu Değilse Nedir?

Bazıları kendini “gerçekleri yazıyorum” sanıyor.

Ama işlerine gelmeyince belediyeleri tehdit ediyorlar.

Dün yerden yere vurduklarına, bugün methiyeler diziyorlarsa bilin ki:

Mamalarını almışlardır.

Daha da vahimi…

Belediyelerin basın birimlerini tehdit edenler var:

“Bizi görmezseniz, elimizde şöyle bilgiler var…”

Sonra ne oluyor?

Ortalık karışmasın diye susturuluyorlar.

Ve nemalar dağıtılıyor.

Son Soru

Şimdi soruyorum:

Bu mu gazetecilik?

Hayır.

Bu, gazetecilik değil.

Bu, güce yaslanarak susmayı seçmektir.

Ve bu yazı kimseyi kırmak için değil,

Hepimizi aynaya bakmaya davet etmek için yazıldı.

Çünkü bu aynı zamanda bir özeleştiridir.

  Bu yazı 638 defa okunmuştur.
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  YAZARIN DİĞER YAZILARI
HABER ARŞİVİ
Tüm Anketler
Web sitemize nasıl ulaştınız?
BİZİ TAKİP EDİN
  • YUKARI