Kemal Cankaya
Ekonomik tartışmalar artık yalnızca rakamların, tabloların ya da ekranların konusu değil; doğrudan hayatın kendisi haline gelmiş durumda. Pazarda, markette, faturada ve kirada hissedilen ekonomik baskı, toplumun farklı kesimlerinde giderek daha görünür tepkilere dönüşüyor. Nilüfer’de gerçekleştirilen “Geçinemiyorsan Korna Çal” eylemi de bu tepkinin sokaktaki yansıması olarak dikkat çekti.
.jpg)
CHP Nilüfer İlçe Başkanlığı tarafından organize edilen eylemde, İzmir Yolu üzerinde yaklaşık 1 kilometrelik araç korteji oluşturuldu. Sağanak yağışa rağmen yaklaşık 45 dakika boyunca araçlardan çalınan kornalar, ekonomik sıkıntılara karşı yükselen ortak bir ses haline geldi. Eyleme CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de katıldı.

Eylemin dikkat çeken bir diğer yönü ise CHP Nilüfer İlçe Örgütü’nün yanı sıra CHP Nilüfer İlçe Gençlik Kolları ve Kadın Kollarının güçlü katılımı oldu. Kadınların ve gençlerin sahada aktif rol alması, toplumsal katılımın genişlediğini ve örgütsel dinamizmin sahaya yansıdığını bir kez daha gösterdi.
.jpg)
Siyasetin yalnızca salon toplantılarından ibaret olmadığını ortaya koyan bu tür sokak eylemleri, vatandaşın günlük hayatında yaşadığı sorunları doğrudan görünür hale getiriyor. Bugün ekonomik koşulların yarattığı geçim sıkıntısı, toplumun farklı kesimlerini ortak bir talep etrafında buluşturuyor: daha güçlü alım gücü ve daha sürdürülebilir bir yaşam standardı.
.jpg)
Kornalar belki sembolik bir ses, ancak aslında duyulan şey yalnızca bir araç sesi değil; geçim kaygısı yaşayan milyonların ortak çağrısı. Bu çağrının ne kadar büyüyeceğini ve karar vericiler üzerinde nasıl bir etki yaratacağını ise önümüzdeki süreç gösterecek.
Bir Markadan Fazlası: Opet ve Sosyal Sorumluluğun Sessiz Gücü
Türkiye’de şirketlerin büyüklüğü artık yalnızca ekonomik rakamlarla ölçülmüyor. Asıl farkı yaratan, topluma dokunan projeler, geleceğe bırakılan izler ve sosyal sorumluluğa verilen önem oluyor. İşte bu noktada Opet’in hikâyesi, sadece bir şirket başarısı değil; aynı zamanda güçlü bir sosyal dönüşüm örneği olarak dikkat çekiyor.
.jpeg)
BALKANTÜRKSİAD’ın düzenlediği sinerji gecesinde konuşan TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı ve OPET Yönetim Kurulu Kurucu Üyesi Nurten Öztürk’ün anlattıkları, aslında bir iş hayatı hikâyesinden çok daha fazlasını ortaya koyuyor. Mersin’de küçük bir ticaret girişimiyle başlayan yolculuk, bugün Türkiye’nin en önemli enerji markalarından birine dönüşürken, bu büyümenin merkezinde yalnızca ticaret değil, topluma katkı anlayışı da yer aldı.
Bugün Opet’in imzasını taşıyan projelere bakıldığında, yalnızca ekonomik değil sosyal bir değer üretildiği görülüyor. “Yeşil Yol” projesiyle park ve bahçelerin ağaçlandırılması, yangınlarla zarar gören alanların yeniden yeşillendirilmesi, Çanakkale’de şehitliklerin yenilenmesi ve tarihi mirasın korunmasına yönelik çalışmalar, kurumsal sosyal sorumluluğun sözde değil sahada nasıl hayat bulduğunu gösteriyor.
İş dünyasında başarı çoğu zaman büyüme rakamlarıyla anlatılır; ancak kalıcı başarı, toplumun hayatına dokunabilen projelerle mümkün olur. Opet’in yıllardır sürdürdüğü sosyal sorumluluk yaklaşımı da tam olarak bunu ortaya koyuyor: Kazanırken paylaşan, büyürken toplumu büyüten bir anlayış.
(1).jpeg)
Bugün Türkiye’de iş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu şey belki de tam olarak bu vizyon. Çünkü ekonomik kalkınma yalnızca şirketlerin büyümesiyle değil, toplumun da aynı anda güçlenmesiyle gerçek anlamına kavuşur. Kurumların attığı her sosyal sorumluluk adımı, aslında geleceğin daha güçlü bir toplumunun temellerini oluşturur.
Ve belki de bu hikâyeden çıkarılacak en önemli ders şu: Gerçek başarı, yalnızca kazançta değil; geride bırakılan faydada saklıdır.