Bursa Nilüfer Belediyesi’nde yaşananlar, yüzeyden bakıldığında bir “hukuki süreç” gibi görünebilir. Eski belediye başkanı ve bazı yöneticilere yönelik gözaltılar elbette yargının konusudur ve kimsenin buna itirazı yoktur. Ancak mesele sadece soruşturma değil; bu soruşturmaların belediyenin işleyişine nasıl sirayet ettiğidir.
Asıl problem tam da burada başlıyor.
Sorun Proje Değil, İmza Korkusu
Nilüfer’de bugün konuşulan projelerin önemli bir kısmı yeni değil. Bu projeler;
• Zamanında ruhsatları alınmış,
• Mevzuata uygun şekilde onaylanmış,
• Belediyenin yetkili birimleri tarafından imza altına alınmış dosyalardır.
Yani ortada “kaçak” ya da “başına buyruk” işler yok; hukuki süreci tamamlanmış dosyalar vardır.
Ancak bugün bu dosyalar ilerlemiyor. Neden?
Çünkü o ruhsatlara imza atan;
• Müdürler emekli oldu,
• Bazı bürokratlar görevden ayrıldı,
• Bazıları da soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Yerlerine gelen yeni bürokratlar ve personel ise aynı dosyaların altına imza atmaktan çekiniyor. Sebep kişisel değil, sistemik:
“Ben bu projeye onay verirsem, yarın bana da mı sıra gelir?”
Devlette Devamlılık Kâğıt Üzerinde mi?
“Devlette devamlılık esastır” denir.
Ama devamlılık sadece tabelada kalıyorsa, o ilke anlamını yitirir.
Nilüfer’de yaşanan tam olarak şudur:
Yeni gelen personel, geçmişte usulüne uygun şekilde onaylanmış dosyalara dahi dokunmak istemiyor. Çünkü hukuk güvenliği yerini kişisel risk hesabına bırakmış durumda.
Bu noktada sorun artık belediyenin siyasi rengi değil, bürokrasinin refleksi haline geliyor. İmza atmamak, sorumluluk almaktan daha güvenli görülüyor.
Kuru ile Yaş Birlikte Yanıyor
En kritik nokta da burası.
Ortada gerçekten kurallara uygun iş yapmış, evini, işyerini, projesini yasal yollardan ilerletmiş vatandaşlar var. Bu insanlar;
• Siyasetin tarafı değil,
• Belediyedeki iç dengelerin muhatabı değil,
• Soruşturmanın öznesi hiç değil.
Ama sonuçta mağdur olan onlar.
Çünkü sistem, hatalı ile hatasızı ayırt edemediğinde en risksiz yolu seçiyor: Her şeyi durdurmak. Böylece hukuka uygun iş yapan vatandaş da, usulsüzlük iddiası olan dosya da aynı sepete konuluyor.
İşte halk arasında söylenen o cümle tam da buraya oturuyor:
Kuru ile yaş birlikte yanıyor.
Muhalif Belediyelerde Çifte Baskı
Nilüfer örneği, muhalif belediyelerin daha sık yaşadığı bir tabloyu da gösteriyor.
Bir yandan merkezi denetim,
Bir yandan siyasi atmosfer,
Bir yandan da soruşturmaların yarattığı psikolojik baskı…
Kimse çıkıp “Bu belediye çalışmasın” demiyor.
Buna gerek de kalmıyor.
İmza atmaktan korkan bürokrasi, belediyeyi zaten yavaşlatıyor.
Hukuk işlemeli, yanlış yapan hesabını vermeli.
Ama hukuk, korku üretmeye başladığı anda adalet olmaktan çıkar.
Nilüfer’de bugün yaşanan şey tam olarak budur:
Belediye çalışmıyor değil, çalışmaya cesaret edemiyor.
Ve bunun bedelini, kurallara uygun iş yapmış sıradan vatandaş ödüyor.