"6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli yaşadığımız depremlerin üzerinden tam üç yıl geçti.
Aradan geçen üç yılda acımız azalmadı.
Yaşadığımız yıkım ise ne yazık ki daha da büyüdü.
Resmi verilere göre 53 bin 537 yurttaşımızı yitirdiğimiz bu büyük felaketin sorumluları hâlâ gerçek anlamda hesap vermedi.
Yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı sevgiyle, saygıyla ve özlemle anıyoruz.
Yakınlarını kaybeden herkese bir kez daha başsağlığı ve sabır diliyoruz.
6 Şubat depremleri yalnızca büyük bir doğa olayı değildir.
Bu yıkım; yıllardır sürdürülen rantçı, piyasacı, denetimsiz ve bilim dışı politikaların kaçınılmaz sonucudur.
On binlerce bina yıkılmış, yüz binlerce yapı ağır hasar almış, kentlerimiz yaşanamaz hale gelmiştir.
Buna karşın depremin gerçek bilançosu ve sorumluluk zinciri, aradan geçen üç yıla rağmen hâlâ tüm yönleriyle kamuoyuna açıklanmamıştır.
Deprem; merkezi idarenin ve yerel yönetimlerin afetlere hazırlık konusundaki yetersizliğini açık biçimde ortaya koymuştur.
Kamusal sorumluluk sistemli biçimde tasfiye edilmiştir.
İlk saatlerde ve günlerde kurumlar arası eşgüdüm sağlanamamış, arama-kurtarma çalışmaları geç ve dağınık yürütülmüş, binlerce yurttaşımız enkaz altında göz göre göre yaşamını yitirmiştir.
AFAD’ın kriz yönetimi kapasitesindeki yetersizlik, ekip ve teknik donanım eksikliği, haberleşme altyapısının çökmesi, can kayıplarını artıran temel etkenler olmuştur.
Bugün, depremin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen, deprem bölgesindeki yurttaşlarımızın en temel hakları hâlâ güvence altında değildir.
Barınma, sağlık, eğitim, temiz su ve beslenme sorunları sürmektedir.
Geçici barınma alanları kalıcı hale getirilmiş; güvenli ve nitelikli konut üretimi kamusal, planlı ve bütüncül bir anlayışla ele alınmamıştır.
Plansız ve denetimsiz yeniden yapılaşma süreci, sorunları daha da derinleştirmiştir.
Hatay başta olmak üzere ağır yıkım yaşayan illerde; elektrik, doğalgaz ve altyapı sorunları çözülmemiş, çamurlu yollar, eksik bırakılan TOKİ konutları ve göstermelik törenler gerçekleri gizleyememiştir.
Bugün yalnızca deprem bölgesi değil, tüm ülke hâlâ enkaz altındadır.
Bu enkazın altında yalnızca kentlerimiz değil; kamusal planlama anlayışı ve bilimsel akıl da bulunmaktadır.
TMMOB ve bağlı Odaları, depremin ilk gününden bu yana sahadadır.
Hazırladığımız raporlarla; yıkımın nedenlerini, ihmaller zincirini ve yapılması gerekenleri bilimsel verilerle kamuoyuna sunduk.
Altıncı ve sekizinci ay raporlarımızda, birinci ve ikinci yıl değerlendirmelerimizde ortak bir gerçeği ortaya koyduk:
Afeti felakete dönüştüren; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetlerinin dışlanması,
yapı denetiminin piyasaya terk edilmesi ve kamusal sorumluluğun bilinçli biçimde ortadan kaldırılmasıdır.
Açılan davalar ise adaleti sağlamaktan uzaktır.
Dosyaların önemli bir kısmı sürüncemede bırakılmış, dar kapsamlı tutulmuş ya da yalnızca alt düzey sorumlularla sınırlandırılmıştır.
Asıl sorumluluğu taşıyan kamu yöneticileri ve siyasi karar vericiler yargı süreçlerinin dışında tutulmaktadır.
Bu durum, adalet duygusunu zedelemekte ve cezasızlık politikasını derinleştirmektedir.
Depremin üçüncü yılında hâlâ gerçek bir hesaplaşmanın sağlanamamış olması kabul edilemezdir.
Ayrıca; yetki ve sorumlulukları dışında kalan süreçlerden dolayı mühendis, mimar ve şehir plancısı meslektaşlarımızın sorumlu tutulmasını da kabul etmiyoruz.
Bilimi ve tekniği savunan meslektaşlarımız günah keçisi ilan edilemez.
Gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmadan adalet sağlanamaz.
TMMOB olarak bir kez daha vurguluyoruz:
Depreme dayanıklı yerleşim alanları ve güvenli yapılar üretmenin tek yolu; mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı hizmetlerinin bilimsel ve teknik esaslarla, kamucu bir anlayışla, eksiksiz uygulanmasıdır.
Kentleşme ve barınma politikaları sermayenin kâr hırsına göre değil, toplumun yaşam hakkına göre belirlenmelidir.
Yapı denetim sistemi kamusal bir anlayışla yeniden düzenlenmeli, risk yönetimini esas alan bütünlüklü bir afet politikası hayata geçirilmeli, meslek odalarının sürece etkin katılımı güvence altına alınmalıdır.
Ülkemiz ve yurttaşlarımız bu acıları hak etmiyor.
Bilimin, tekniğin ve kamusal sorumluluğun yok sayıldığı bu düzen değişmeden yeni felaketlerin yaşanması kaçınılmazdır.
TMMOB, geçmiş birikimiyle dün olduğu gibi bugün de bilimi ve tekniği halkın yararına kullanma mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz."
Basın açıklamasının ardından yitirdiklerimizin anısına 1 dakikalık saygı duruşu gerçekleşti."